© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Anfy – Zamansız Duruşun Modern Yolculuğu

Anfy – Zamansız Duruşun Modern Yolculuğu

 

İlhamını şehir hayatının temposuna uyum sağlayan kadınlardan alan Anfy’nin kurucusu, influencer Enfal Nayir, markasının zamansız çizgiler ve güçlü formlarla şekillenen yolculuğunu MAG Okurlarıyla paylaşıyor.

 

Öncelikle kendinizden ve Anfy’nin hikâyesinden bahsederek başlar mısınız?

1994 yılında İstanbul’da doğdum. Her ne kadar Mimarlık bölümünden mezun olmuş olsam da iş hayatım çok farklı bir yolda çizildi. 2016 ve 2017 yılları arasında aslında çok farkında olmadan influencer oldum. O sıralar bu işin bir meslek olacağını düşünmeden yalnızca kendi hayatımdan sevdiğim an ve detayları paylaşıyordum. Anfy, aslında benim hayata ve giyime bakış açımın doğal bir yansıması olarak, influencer’lığın da katkısıyla ortaya çıktı. Uzun zamandır şehirli, sade ama güçlü bir duruşu olan tasarımlara ilgi duyuyordum. Kendi stilimde de her zaman zamansız, formu güçlü ve uzun süre kullanılabilecek parçalara yöneldim. Anfy’yi kurarken de bu bakış açısını, benim gibi düşünen kadınlarla buluşturmak istedim. Markanın çıkış noktası, her yerde rastlanmayan kesimler ve net bir form dili oluşturma fikriydi. Tek bir ana kumaş üzerinden ilerleme kararı da bu süreçte şekillendi; gabardin, hem yapısıyla hem de duruşuyla Anfy’nin karakterini en iyi yansıtan kumaş oldu. Bu tercih, markanın bütünlüğünü ve imzasını oluşturdu. Bugün Anfy, şehir hayatının temposuna uyum sağlayan, sade ama karakterli parçalar üreten bir marka olarak yoluna devam ediyor. Benim için Anfy yalnızca bir marka değil; bilinçli seçimler yapan, kendi stilini sessiz bir güçle ifade eden kadınlara ait bir alan.

 

Tasarımlarınızda ilhamınızı nereden alıyorsunuz?

Tasarımlarımda ilhamımı büyük ölçüde şehir hayatının ritminden ve modern kadının gündelik yaşamından alıyorum. Gün içinde farklı rollere giren, hareketli ama güçlü, sade ama iddialı bir duruşu olan kadınlar benim için en büyük ilham kaynağı. Şehirde yürüyen bir kadının tavrı, adım atışı, kıyafetin onunla birlikte hareket edişi çoğu zaman bir tasarımın çıkış noktası olabiliyor. İlhamımda metropol, net çizgiler ve fonksiyonel estetik önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle tasarımlarımda karmaşadan uzak, güçlü formlara ve zamansız silüetlere odaklanıyorum. Trendleri birebir uygulamak yerine, yorumlamayı tercih ediyorum. Benim için ilhamın en değerli noktası, tasarımın şehir hayatının temposuna uyum sağlayabilmesi. Anfy’de her parça, modern kadının hem güçlü hissetmesini hem de onu gün boyu rahatlıkla taşıyabilmesini amaçlıyor.

 

Anfy’de tasarım önceliğiniz nedir?

Anfy’de tasarım sürecinin merkezinde kesim ve kumaş yer alıyor. Markayı farklı kılan en önemli unsurun, her yerde rastlanmayan kalıplar ve güçlü bir form dili olduğuna inanıyorum. Bu yüzden tasarımlarımı oluştururken önceliğim, vücutla doğru ilişki kuran, duruşu olan ve zamansız bir silüet yaratabilen kesimler geliştirmek oluyor. Kumaş tarafında ise bilinçli olarak gabardin üzerine yoğunlaşıyorum. Tek bir ana kumaş üzerinden ilerlemek, hem koleksiyon bütünlüğünü korumamı hem de o kumaşı farklı kesimler ve detaylarla yeniden yorumlamamı sağlıyor. Gabardinin tok yapısı, formu, taşıma gücü ve uzun ömürlü kullanımı, Anfy’nin kalite anlayışıyla birebir örtüşüyor. Dikiş, doku ve renk gibi diğer tüm unsurlar ise bu iki ana önceliği destekleyecek şekilde kurgulanıyor. Benim için iyi bir tasarım, ilk bakışta sade ama yaklaştıkça detaylarıyla kendini gösteren bir denge kurabilmeli.

Anfy ile mavi rengi arasında derin bir bağ bulunuyor. Bundan biraz bahseder misiniz? Bu rengin markanız için anlamı nedir?

Bu sorunun cevabı çok derin aslında. Mavi benim için yalnızca bir renk değil, güven ve huzur demek. Açıkça söylemek gerekirse eşimin hayatıma girmesiyle değer bulan mavi rengi, hayatımda zamanla bir anlam kazandı ve hayatımın her detayına imza attı diyebilirim. Öyle ki, oğlumun ismi bile, mavi anlamına gelen Azur oldu. Hatta bu detayı ilk kez burada söylüyorum; Anfy’de her bir tasarımın ismi, mavinin bir tonunun ismi aslında. Maviyi her ne kadar duygusal bağla Anfy’le eşleştirsem de sonrasında kelime anlamı markaya çok daha başka dokunuşlar yaptı. Anfy için ne fazla iddialı ne de silik; sakin ama derin bir gücü temsil ediyor. Güven veren, net ama yumuşak bir etkisi var. Şehir hayatının temposu içinde hem güçlü kalabilen hem de kendi alanını koruyabilen kadınları çağrıştırıyor. Anfy’de mavi; sadeliği, dengeyi ve zamansız bir şıklığı temsil ediyor.

 

Yeni bir koleksiyon fikri doğduğunda, tasarımdan üretim ve satışa kadar olan süreç nasıl ilerliyor?

Yeni bir koleksiyon fikri genellikle bir gözlem ya da kişisel bir ilham anıyla ortaya çıkıyor. Bu ilk fikir aşamasında, markanın kimliğiyle örtüşmesine ve gerçekten anlamlı bir boşluğu doldurmasına özellikle dikkat ediyorum. Tasarım sürecinde formlar, dokular ve detaylar üzerinde titizlikle çalışıyorum. Ardından bu tasarımlar, üretim aşamasına geçmeden önce malzeme seçimi, numune çalışmaları ve test süreçlerinden geçiyor. Bu aşama benim için çok kritik, çünkü ürünün vadettiği kaliteyi gerçekten sunabildiğinden emin olmak istiyorum. Üretim sürecinde ise sürdürülebilirlik, etik üretim ve kalite standartları ön planda tutuluyor. Her koleksiyon, markanın uzun vadeli vizyonuna hizmet edecek şekilde, kontrollü ve bilinçli bir planlamayla hayata geçiriliyor. Bu markayı ilk kurduğum anlarda, ilk koleksiyon ürününün belki beş yıl sonra bile satışta olabilecek tasarım ve kalitede olabilmesini sağlamak istiyordum. Şu an markanın üçüncü yılında, ilk koleksiyon ürünlerimizin rpt’leri (yeniden siparişleri) devam ediyor ve bu durum beni çok mutlu ediyor. Benim için sürecin en heyecanlı noktalarından biri ise tasarımın gerçek hayatta karşılık bulduğu ve kullanıcıyla bağ kurduğu an. Ürünlerimiz üretim sonrası depoya indirilir, kalite kontrolleri yapılır ve mağazalara dağıtılır. Ortalama bir hafta sonra, müşterilerimizin yorumları bizlere ulaşmaya başlar. Benim için o bir hafta, beklemesi hiç kolay olmayan bir süreçtir.

 

Gelecekte markanızı nerede görmeyi hayal ediyorsunuz?

Markamı gelecekte yalnızca başarılı bir ticari yapı olarak değil, bir bakış açısı ve yaşam tarzı temsilcisi olarak konumlandırmayı hayal ediyorum. Ürünlerimle temas eden herkesin, arkasında güçlü bir niyet, özenli bir üretim süreci ve samimi bir marka hikâyesi olduğunu hissetmesini istiyorum. Kısa vadede Türkiye’de bilinirliği ve erişilebilirliği artan; orta vadede ise uluslararası pazarlarda kendine yer açmış, global ölçekte rekabet edebilen ama yerel ruhunu ve özgünlüğünü kaybetmeyen bir marka olmak önceliğim. Büyüme benim için yalnızca rakamlarla değil, kurulan güvenle ve sadakatle anlam kazanıyor. Uzun vadede ise markamın, müşterileriyle duygusal bir bağ kuran, ilham veren ve bulunduğu sektörde standartları yukarı taşıyan bir referans noktası olmasını hedefliyorum. Zamansız ve her adımında değer üreten bir yapı kurmak en büyük hayalim.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.