Geleceğe Sağlıklı Gülüşler – Uzm. Dt. Ayşe Karademir Göçeroğlu
Süt dişlerinin hayati öneminden dental travmalara müdahale yöntemlerine kadar ebeveynlerin merak ettiği konulara açıklık getiren Uzm. Dt. Ayşe Karademir Göçeroğlu, minik misafirlerine sağlıklı bir gülüşün kapılarını aralıyor.
Öncelikle kendinizden ve uzmanlık alanlarınızdan bahsederek başlar mısınız?
2015 yılında Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun oldum, ardından uzmanlık eğitimimi yine Gazi Üniversitesinde tamamladım. Yaklaşık on bir yıldır çocuk diş hekimliği alanında aktif olarak çalışıyor, 2023 yılından bu yana kendi muayenehanemde çocuk ve ergen hastalara hizmet veriyorum. Kliniğimde, güncel teknoloji ve modern tedavi yöntemlerini kullanarak çocukların ağız ve diş sağlığını en üst seviyede korumayı hedefliyorum. Önceliğim her zaman doğal diş dokusunu korumak, çiğneme fonksiyonlarını sürdürmek ve çocukların sağlıklı büyüme ve gelişimini desteklemektir.
Bu kapsamda; küçük yaş gruplarında sedasyon ve genel anestezi altında diş tedavilerini rutin olarak uygulamaktayım, çünkü çocuklarda diş tedavilerinde sedasyon ve genel anestezi uygulamaları, uzman ekipler tarafından uygulandığında son derece güvenli ve kontrollü yöntemlerdir. Bu süreçlerde çocuğun yaşı, sağlık durumu ve ihtiyaçlarını titizlikle değerlendiriyor; tüm işlemleri deneyimli anestezi uzmanları eşliğinde gerçekleştiriyorum. Ekibimiz, bugüne kadar binlerce sedasyon ve genel anestezi uygulamasını başarıyla gerçekleştirmiş olup, her vakada aynı özen ve hassasiyetle hareket etmektedir. Amaç, çocuğun ağrı hissetmeden ve korku yaşamadan tedavisini tamamlamak, aynı zamanda velilere de güvenli ve konforlu bir süreç sunmaktır.
Bununla birlikte biberon çürüklerinin tedavi yönetiminde pediatrik zirkonyum kaplama uygulamaları, diş kayıplarında yer tutucular ve çocuk protezlerini sıklıkla uygulamaktayım. Ayrıca çocuklarda sıklıkla gördüğümüz diş travmalarında ön diş estetik müdahaleleri ve çene gelişim bozukluklarında fonksiyonel çene ortopedisi uygulamalarını rutin olarak gerçekleştiriyorum.
Tüm bu tedavilerin yanı sıra, koruyucu diş hekimliği yaklaşımıyla erken dönemde önlem almayı ve çocuklara sağlıklı ağız alışkanlıkları kazandırmayı en önemli önceliğim olarak görüyorum.
Klinikte kullandığınız çocuk dostu yöntemler nelerdir?
Ben çocuklarımı sadece tedavi ettiğim bireyler olarak değil; duyguları olan, küçük misafirlerim olarak görüyorum. Amacım, onların diş korkusu yaşamadan, hatta keyifle kliniğe gelmelerini sağlamak. İlk randevularda çoğu zaman tedavi yapmıyorum. Çocuğun ortamı tanımasına izin veriyorum, kullandığım aletleri oyunlaştırarak deneyimlemesini sağlıyorum. Örneğin; aletleri “dişleri gıdıklayan bir fırça”, suyu çeken aleti “bir fil hortumu” şeklinde hikâyeleştirerek eğlenceli hâle getiriyorum. Yapacağım işlemi anlatıyor, sonra gösteriyor, bazılarını kendi dişlerinde uygulamasını istiyorum. Böylece çocuk kendini güvende hissediyor. Tedavi süresinde ekrandan izlemek istediği bir çizgi film varsa açıyorum. Tedavi sonunda her küçük başarıyı diş kolyesi, cesaret madalyası ve cesaret belgesi, diş bilekliği, diş silgisi gibi küçük hediyelerle ödüllendiriyorum.
Tabii ki bu konuda ebeveynlerin kaygısı doğrudan çocuğa yansıyor, bu yüzden anne babaların da sürekli sakin ve destekleyici kalmasını sağlıyorum. Zaten kliniğimdeki renkler, oyuncaklar çocuklara uygun bir atmosfer içerisinde. Amacım hastane hissinden çok, güvenli bir oyun alanı oluşturmak. Benim için önemli olan sadece sağlıklı dişler değil, aynı zamanda diş hekimi korkusu olmayan sağlıklı bireyler yetiştirmek.
Süt dişleri “nasıl olsa dökülecek” gözüyle bakılıp ihmal ediliyor. Süt dişlerinin ağız sağlığındaki asıl görevi nedir?
Bu, çocuk diş hekimlerinin meslek hayatında en sık duyduğu sorudur sanırım. Süt dişleri nasılsa düşecek diye ihmal edilmemeli, çünkü aslında çocuğun sağlığında çok kritik görevleri var. Öncelikle süt dişleri çocuğun beslenmesini sağlar; çocuk düzgün çiğneyemediğinde hem sindirim sistemi hem gelişimsel durum etkilenir. Aynı zamanda konuşması için çok önemlidir; çoğu harflerin doğru çıkması doğrudan dişlerle ilişkilidir. Bunların hepsinin ötesinde, gelecek daimi dişler için yer tutucudur; daimi dişler, süt dişlerini takip ederek olması gereken pozisyona oturur. Süt dişi erken kaybedildiğinde yan dişler o boşluğa kayar ve ileride ciddi ortodontik problemlere ve eklem problemlerine yol açabilir. Ayrıca çürük süt dişlerinin durumu sadece ağızda kalmaz; ağrı ve enfeksiyon, çocuğun günlük yaşam kalitesinin düşmesini, gece uykusunu ve okul başarısını bile etkileyecektir. Süt dişleri geçici olabilir ama görevleri kesinlikle geçici değil. Sağlıklı bir yetişkin ağzının temel yapısı sağlıklı süt dişleri ile atılır.
Parmak emme refleksi bebeklerde doğal kabul ediliyor. Peki, bu alışkanlık tam olarak hangi yaştan sonra bir “sorun” hâline gelmeye başlar? Diş yapısının bozulmaması için bu alışkanlığın ne zaman bırakılması gerekir?
Parmak emme refleksi aslında çocuğun kendini sakinleştirmesine ve güven duygusu geliştirmesine yardımcı olan, doğuştan gelen bir refleks olduğu için bebeklik döneminde ilk bir iki yıl normal kabul edilir; ancak, üç yaşından sonra artık dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Özellikle dört yaş ve sonrasında diş gelişimi ve çene yapısı üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle üst ön dişlerin öne doğru pozisyonlanmasına ya da açık kapanış gibi ortodontik sorunlara yol açabiliyor. Ailelere burada önemli bir not düşmek gerekir: Bu alışkanlık zorlayarak ya da cezalandırarak değil, çocuğun duygusal ihtiyacını anlayarak kademeli şekilde bıraktırılmalıdır, gerekirse bir çocuk diş hekimi ve çocuk psikoloğundan destek alınmalıdır.
Bir çocuk oyun oynarken dişi kırılırsa veya dişi tamamen yerinden çıkarsa, aile o an ne yapmalıdır?
Çocuklar dişini kırar ya da diş tamamen yerinden çıkarsa panik yapılmamalı; dişe kökünden dokunmadan saklanmalı, mümkünse süt içinde korunmalı ve ilk otuz ila altmış dakika içinde diş hekimine başvurulmalıdır. Bu sürede müdahale edilirse diş çoğu zaman kurtarılabilir.