© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Tutkulu, Samimi, Umutlu Hande Soral

Tutkulu, Samimi, Umutlu Hande Soral

Oyunculuğu bir “kilometre işi” olarak gören ve ilk günkü heyecanını yılların deneyimiyle harmanlayan Hande Soral, kariyerinin en olgun ve derinlikli döneminde. “Küçük Kadınlar”ın hafızalara kazınan Armi’sinden, “Gassal”de “Başkası oynasa kıskanırdım!” dediği Nihan karakterine uzanan bu geniş yelpazede, o her zaman sınırlarını zorlamanın ve gerçek olanın peşinden gidiyor. Setlerdeki titiz hazırlık sürecini ailesiyle şarj olduğu huzurlu bir yaşamla dengeleyen başarılı oyuncu; bir yandan çocuk yetiştirmenin hassasiyetini keşfederken, bir yandan da yeni sezon sürprizlerine hazırlanıyor. Soral; dününü, bugününü ve içsel dönüşümünü MAG Okurları için anlatıyor.

 

Oyunculuğa adım attığınız ilk günkü heyecanınız ile bugünkü deneyim dolu profesyonelliğiniz arasında; mesleğe bakış açınızdaki en radikal değişim nedir?

Her meslekte olduğu gibi oyunculuğun da kilometre işi olduğunu düşünüyorum. İlk günkü heyecanım hâlâ devam ediyor; ama yaş aldıkça, tecrübe ettikçe biriktiğine ve geliştiğine inanıyorum. Fikrim değişmedi aslında, o zaman da böyle olduğunu tahmin ediyordum; şimdi yaşıyorum.

 

Bugüne kadar hayat verdiğiniz karakterler içinde, set bittikten sonra bile sizde kalıcı bir iz bırakan ve kişisel gelişiminize katkı sağlayan “o rol” hangisiydi?

Oynadığım roller için o zamanın şartları ve senaryonun gerekleri çerçevesinde çalışıyorum. İş devam ettiği sürece karakteri anlamaya çalışmakla, onun üstüne ekleme yapmakla geçiyor. İş bittiğinde benim hayatımda bir “anı” olarak kalıyorlar. Çalışma sürecinde öğrendiklerim de yanıma kâr…

 

Sınırlarımı en çok bu rolde zorladım ama sonuçtaki tatmin her şeye değdi.” dediğiniz bir meydan okuma hikâyeniz var mı?

Her işimde sınırlarımı zorlamayı seviyorum. Gerek rolle gerek sahneyle ilgili… Seyirciyle buluşup, sokakta bana sahne ya da oynadığım rolle ilgili güzel şeyler söylediklerinde de “Değmiş!” diyebiliyorum.

 

“Küçük Kadınlar”ın Armağan’ı, kariyerinizin inşasında nasıl bir temel oluşturdu? Bugün o karakterle yan yana gelseniz ona ne söylerdiniz?

Çok küçüktüm oyunculuğa başladığımda. “Armi”nin hâlâ hatırlanan bir karakter olabileceğini tahmin bile edemezdim. Şimdi, on dokuz yaşındaki Hande’yle karşılaşsam, “Yolun çok uzun. Daha da çok çalış, öğren, gözlemle.” derdim.

 

“Bir Zamanlar Çukurova”daki Ümit, dengeleri altüst etmiş, dizideki olayların seyrini büyük ölçüde değiştirmişti. Sizce bu karakterin izleyicide keskin ve kalıcı bir etki bırakmasının sebebi neydi?

“Bir Zamanlar Çukurova” sadece Türkiye’de değil, farklı ülkelerde de sevilerek takip edildi. Ümit herkesin önce sevip, hak verip, sonra yaptıklarına inanamadıkları bir karakter oldu. Keza benim de! Bu ters köşe, seyircide çok şaşırtıcı bir etki bıraktı bence.

 

Yıllar içinde aşkın tanımı sizin için nasıl bir evrim geçirdi? Bugün aşkı hangi kavramlarla tarif ediyorsunuz?

Aşk bitmeyen bir heyecan, kalp çarpıntısı… Zamanla ehlileşen, şekillenen, üstüne eklenenlerle zenginleşen, hayat boyu sürebilecek sevgiye dönüşen, yaşama sebebi.

“Gassal” dizisinde, bir kadın oyuncu için alışılmışın çok dışında, belki de birçok kişinin mesafeli durabileceği bir karakteri kabul ettiniz. Sizi bu rolde en çok cezbeden karanlık ama insani taraf neydi?

Karanlık bir tarafı yoktu. Çok iyi yazılmış bir senaryoda, çok gerçek bir karakterdi Nihan. Başkası oynasa kıskanacağım bir roldü.

 

Karakterinizin soğukkanlı ama şefkatli duruşunu sergilemek için teknik bir ön hazırlık (gözlem veya gassallık ritüelleri üzerine çalışma) yaptınız mı?

Gassallık elbette tanıdığım ama bilmediğim bir meslekti. Projeye başlamadan önce bir kadın gassalden mesleğiyle ilgili bilgi alıp bir dummy (cansız manken) üstünde çalıştık birlikte. Nihan’ı tanımam için Baki’yi izlemem ve gözlemlemem yeterliydi aslında, çünkü Nihan, Baki’nin kadın hâliydi. İşim hem kolay hem de zordu aslında.

 

“Gassal”de komedi ve dram unsurları iç içe geçiyor. Bu zıtlık hakkında neler söylemek istersiniz?

Tam da hayat gibi aslında, trajedinin içinde yaşanan komedi.

Gassal’in üçüncü sezon çekimleri bitti mi? Karakterinizde veya hikâyede ne gibi değişimler veya gelişmeler olacağının ipuçlarını verebilir misiniz?

Üçüncü sezonu çektik geçen yaz ve yayımlanmasını bekliyoruz. Seyircinin yine çok üzüleceğine, çok güleceğine ve çok seveceğine inancım sonsuz. Her sezon birbirinden ayrı ama bir bütün. Üçüncü sezon da çok sürprizli elbette… Şimdi dördüncü sezon için sete çıkılıyor.

 

Ali sizi ekranda izliyor mu?

Beni henüz hiç görmedi, daha yaşının küçük olduğunu düşünüyoruz. Geçenlerde İsmail’in tekrardan yayımlanan bir dizisi tesadüfen kontrolümüz dışında karşısına çıktı ve çok şaşırdı, “Baba ne yapıyor orda?” dedi!

 

Çocuğunuza aktarmak istediğiniz en önemli değer nedir?

Denemek istediği her şeyi denesin, “keşke” demesin isterim; özür dilemeyi bilsin, dinlemeyi bilsin, nazik olsun, denemekten vazgeçmesin, mutlu olduğu şeyi yapsın. Ve dilerim ki “iyi insanlarla” karşılaşsın.

Yoğun set temposunda aile hayatınızı nasıl dengeliyorsunuz?

Ailem her şeyden önemli. Gerekirse uykumdan feragat ederim ama çocuğumla, eşimle vakit geçiririm. Ben onlarla şarj oluyorum.

 

Zihinsel ve bedensel sağlığınızı korumak, kendinizi sürekli güncel tutmak için uyguladığınız ritüelleriniz var mı?

Sporu hayatımın parçası hâline getirmeye çalışıyorum. Dönemsel olarak zihinsel ve bedensel ihtiyacımın farkına varıp ona yönelik spor yapmaya çalışıyorum.

 

Seyahat etmek beni yeniliyor, ruhumu tazeliyor. Bazen elimden kitap düşmüyor, bazen durmadan bir şeyler izlemek istiyorum; ruhumun ihtiyacı neyse ona kulak verip kendimi güncelliyorum aslında.

 

Son zamanlarda sizi derinden sarsan veya düşünce dünyanızı zenginleştiren bir kitap, film ya da sanat eseri var mı?

Bir süredir çocuk gelişimi üstüne kitaplar okuyorum. Erkek çocuğu yetiştiren bir anne olarak, hiç tecrübe etmediğim bir dünyayla tanışmak, hem duyarlı bir birey yetiştirmek, kadınlarla olacak iletişiminde etkin olacağımı bilerek dengeyi kurmak hem de onun biyolojisindeki değişimleri anlayabilmek adına okuduğum etkileyici bir kitap var: Kabil’i Yetiştirmek.

 

Hayatınızda şu an nasıl bir dönemdesiniz? Hayatınızın bu dönemini; enerjisini, rengini ve ritmini yansıtan üç kelimeyle özetleseniz bunlar hangileri olurdu?

Aslında durgun bir dönemimdeyim; mavi derdim rengine, denizin sabah saatleri gibi durgun ve mavi, ama umutlu.

 

Gelecek zaman için müjdeleriniz var mı?

Henüz bir müjdem yok ama yakında güzel haberler vermeyi istiyorum.

 

 

 

KOORDİNASYON: MELTEM ERCAN
RÖPORTAJ: BEGÜM TURANÇİFTÇİ
FOTOĞRAF: MURAT GÜNGÖR
STYLING: BÜŞRA ÇEVİK
SAÇ: TANER KUYU
MAKYAJ: FURKAN KARAKOL
VİDEO: HÜSEYİN ÇAKMAK
MEKÂN: ART+ISTANBUL

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.