Rekorlarla Dolu Serüven

    Sporcu bir aileden gelen ve tenisteki büyük başarılarıyla ülkemizi temsil eden genç sporcu İpek Soylu’ ya merak ettiklerimizi sorduk. Başarısını disiplinli olma ve çok çalışmaya bağlayan İpek Soylu’yla keyifle okuyacağınız bir ropörtaj gerçekleştirdik.


    Kısaca kendinden bahseder misin?

    15 Nisan 1996’da Adana’da doğdum, tenis oynamaya 6 yaşında Adana Tenis Dağcılık Kulübü’nde başladım. 10 yaşında katıldığım Romanya turnuvası, geleceğimin şekillenmesinde ve Türk tenisinin yeni markası olmam yolunda attığım ilk adımlardan biridir. Junior Grand Slams 2012’de 4 turnuvadan 3’üne katılma şansını yakalayan ilk Türk tenisçiyim. Aynı zamanda tenisin en prestijli turnuvalarından biri sayılan Wimbledon’da, gençler kategorisinde verdiğim büyük mücadele ile Grand Slam’de ana tabloda oynayan ilk Türk kadın tenisçi olmamla beraber, ITF Junior klasmanında 13. sıraya yükselerek Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdim.


    2012 yılında Wimbledon’da ana tabloda oynayan ilk Türk kadın tenisçi, 2014 Amerika Açık çiftlerde Grand Slam turnuvalarında şampiyon olan ilk Türk sporcu olarak ülkemize ilklerin gururunu yaşattın.Senin gibi başarıyı yakalamak isteyen gençlerimize tavsiyelerin neler?

    Öncelikle belirtmek isterim ki bu başarılar uzun çalışmaların sonucu ve bu zorlu yolda iyi bir ekip çalışması gerektiren bir iş. Başarıların, başarısızlıkların, sakatlıkların, hastalıkların hatta hayal kırıklıklarının olduğu yıpratıcı bir hayat olabiliyor bazen. Ancak başarıyı getiren en önemli şey hiç vazgeçmemek ve pes etmemek. Hedeflerimiz belirlendikten sonra tek yapmamız gereken kendimize ve ekibimize inanmak.
    Geçtiğimiz ay TEB BNP Paribas İstanbul Cup’ta oynadın, bu turnuva için farklı bir çalışma izledin mi? Seni en çok motive eden şeylerden bahseder misin?
    Her turnuva puan ve tecrübe açısından önemli elbette ve her birine hazırlık sürecini çok ciddiye alıyorum şüphesiz. Ancak TEB BNP Paribas İstanbul Cup ülkemizde düzenlenen çok önemli uluslararası bir turnuva ve bizler için büyük şans çünkü kendi ülkemizde bizi destekleyenlerin karşısında mücadele vermek çok önemli. Ailemin desteğini her zaman ve neredeyse her turnuvada hissetsem de kendi ülkemde arkadaşlarımın önünde Türkçe tezahüratlarla oynamak inanılmaz bir motivasyon kaynağı.

    Gerek yurt içi gerek yurt dışı olsun turnuvalardan turnuvalara koşuyorsun.Bu durum düzenli bir hayat yaşamanı engelliyor mu?

    Senenin en az 30 haftası yurt dışında oluyorum ve saat farkları yemek alışkanlıkları mevsim değişiklikleri elbette ki zorluyor ama alışıyorsunuz. Ben de birgün bir baktım ki bu hayat benim düzenli hayatım halini almış. Sonuçta bu hayat tarzı benim mesleğimin gerektirdiği bir şey ve ben mesleğimi severek yapıyorum.

    Sence yurt dışındaki ve Türkiye’deki ailelerin tenise bakış açıları nasıl farklılık gösteriyor?

    Türkiyedeki aileler eğitimi ön planda gördükleri için 16 yaşından sonra sporcular bir seçim yapmak zorunda kalabiliyor ve genelde okul hayatı seçiliyor. Ben ikisini de birlikte yürütmeyi seçtim. Çok zor olsa da ikisini de başardığımı düşünüyorum.

    Bize bireysel spor yapmanın avantajları ve dezavantajlarından bahseder misin?

    Hem teklerde hem çiftlerde tenis oynadığım için her zaman bireysel spor yapıyorum denemez tabii ki. Takım olarak hareket etmek bazen zor olsa da insan kendini güvende hissedebiliyor. Hatalar ve başarılar paylaşılıyor. Teklerde ise her şey size ait ve bu bazen zihinsel olarak yorucu olabiliyor.

    Leave a Reply