Müzik ve Gerçekleşen Rüyalar

    Yaptığı müziklere aşinalığımız olsa da Ajda Pekkan’ın “Oyalama Beni” parçasına yaptığı remix ile bir kez daha tanımıştık kendisini. Türkiye’de başarılı işlere imza attıktan sonra, müziğini yapmak için dünyaya açılan, şu sıralar “New Word” adlı Electronic Pop & EDM albümünü piyasaya çıkarmak üzere olan Burak Yeter ile müzik dolu bir röportaj gerçekleştirdik.

    Sizi tanıyabilir miyiz?

    Prodüktor, DJ, inşaat mühendisi olarak kendimi tanımlayabilirim. On iki yıldır müzik sektörü içerisinde ilerlemeye devam eden bir müzisyen olmanın bana verdiği heyecan içerisindeyim. Bu ilham, umarım hiçbir zaman bitmez.

    DJ’lik serüveniniz nasıl başladı?

    DJ’lik serüvenim ufak bir ev partisinde başladı. Arkadaşlarıma, seçtiğim kasetteki şarkıları çalmaya başlamıştım. Hatta o dönemde bir liste yapmıştım. Daha önceden düzenlediğim şarkıları ardı ardına çalmıştım. Daha sonra bir ev partisinde daha çaldım ve DJ’liğe ilgi duymaya başladım. Sonra zor da olsa dışarı çıkıp DJ’lerin bulunduğu mekanlara gitmeye başladım. İlk gözlemlerimde yaşımın küçük olması nedeni ile büyük bir heyecan ve korkuya kapılmıştım. Ancak müziğin içine girerseniz kendinizi güvende hissedersiniz. Öncelikle kendimi, muziğin içine entegre etmeye başladım. Bu sayede şarkılardaki ayrıntıları daha iyi kavramaya başladım. Daha öncesinde yaşadığım müzik bilgimi DJ’lik ile bütünleştirdim. Bahsettiğim sene 1994 yılıydı.

    Sizi müziğe kim yönlendirdi?

    Aslına bakılırsa müziğe kendim yönlendim. Herhangi bir etkenim yoktu. Sadece babam eve enstrümanlar getiriyordu. Evde boş bulunduğum anlarda kendimi odaya kilitler org ve gitar arasında uçar, parmaklarımı gezdirirdim. Bu sayede enstrümanlara ilgi duymaya başladım. Kendinizi nasıl hissederseniz dokunuşlarınız da ona göre değişir. Bir nevi kendini ifade etme biçimim gibi bir şeydi bu. Sahnede kendimi daha iyi anlatabildiğime inanıyorum. Özgürce çalışabildiğim için her şey bana daha fazla ilham vermeye başlamıştı. Bence bir sanatçının beynen özgür olması gerek. Bu şekilde kimsenin etkisi altında kalmadan istediğiniz müziği en doğal şekilde sergileyebilirsiniz. Bu da karşı tarafta bir samimiyet, bir yakınlık uyandırır.

    Amsterdam’da yaşıyorsunuz. Amsterdam maceranız nasıl başladı?

    Amsterdam’a sadece albüm yapmaya gitmiştim. Şuan on dört şarkılık Worldwide bir albüm tamamladım. Bayan, erkek İngilizce vokalli on dört yeni çalışma hazırladım. Örnek verecek olursak; Calvin Harris, Audien, Porter Robinson tarzında eserler ürettim. Bu süre zarfı içinde Amsterdam’da faklı gelişmeler yaşandı. İstanbul’da bulunan DJ okuluna paralel olarak “Connection Dj School Amsterdam” ismini tescilledik. Amsterdam’ın merkezine Dam Square’e Studio ve DJ okulu açtım. Bunun akabinde bir DJ okulu projem de Los Angeles’da olacak. Şu an Los Angeles’da yer bakmaya devam ediyoruz. Konum bir DJ okulu için çok önemli. Bu yüzden yanlış adım atmamak için çok dikkat ediyoruz.

    İlk çaldığınız hangi şarkıydı?

    İlk çaldığım şarkım Gülçin Yalazıoğu ile gerçekleştirdiğim Dön Bana adlı şarkımızdı. Bu şarkıyı ilk kez bir klüpte çaldığımda çok heyecanlanmıştım. Hala o heyecan devam ediyor. Çocuklarınız artsa da sevgileriniz değişmez. Hepsinin ayrı bir yeri var kalbimde.

    Bir gününüzü nasıl geçirirsiniz?

    Sabah uyandığımda ilk işim maillere bakmak olur. Daha sonra kahvaltı ile güne başlarım. Kahvaltı konusunda çok hassasım. Olmazsa olmazlarım arasındadır. Günün akışı ile beraber stüdyoda şarkılarımı dinlerim ve düzenlemeler yaparım. Akşam saatinde dışarıda yürümeyi seviyorum. Zaman buldukça sinemaya gitmeye bayılırım. Düzenli olarak yaptığım bir spor yok. Ancak zaman buldukça yüzmeyi ve futbol oynamayı seviyorum. Gece yatmadan önce son kez maillerime bakıyorum ve uyurken, yine müzikli rüyalarla zamanımı geçirmeye devam ediyorum.

    Babanızın da müzik ile ilgilendiğini göz önünde bulundurursak, turntablism dışında kendinizi geliştirdiğiniz başka bir enstrüman var mı?

    Piyano, gitar, keman, flüt, mızıka ve percussion. Stüdyoda bazen saatlerce tek bir enstrümana yoğunlaşabiliyorum, parmaklarım ve beynim pes edinceye kadar.

    Tatbikat grubu ile T Records adında bir stüdyo ve T Production adında da bir organizasyon şirketi kurdunuz ve kendi prodüksiyonlarınıza daha çok ağırlık verme fırsatı buldunuz. Ne çeşit gelişmeler yaşadınız?

    Tabikat Grubu ile gorüşmeye devam ediyorum. Ancak herkes kendi hayatını kurmuş durumda. Gruptan Akertürk ile daha sık görüşüyoruz. Kendisi aynı zamanda benim grafik işlerimi yapıyor. T Records Projesi, yaklaşık yedi sene devam etti. Antalya’da üç sene Uluslararası Hip-Hop Festivali düzenledik. Türkiye’deki bir çok rap partilerinde sahne aldık. Çeşitli organizasyonlarda görevler üstlendik. Ben tamamen bu işin müzik tarafındaydım. Diğer arkadaşlarımız işin organizasyon kısımları ile ilgileniyordu. Yaptığımız eventlerdeki gelirleri stüdyomuza yatırıyorduk. Müzikteki ilk demirbaşlarım Tatbikat Grubu’ndaki disiplin ve işlevsellikleridir.

    Grammy ödüllerine aday gösterildiniz? Bu tecrübe hayatınızı nasıl etkiledi?

    Grammy ödüllerine aday gösterilen “Masters At Work” ile sahneye çıktık. Burn MTV DJ’lik yarışmasında Türkiye birincisi oldum. O günleri dün gibi hatırlıyorum. Özellikle aileniz ya da en ufak bir yakınınızın size destek vermesi çok önemli bir durumdur. Yarışmalarda aldığım ödüller, doğru yolda olduğumun ufak bir göstergesiydi.

    Bir gün Türkiye’nin en önemli ve en ünlü DJ’lerinden biri olacağınızı düşünebiliyor muydunuz? Kariyerinizde planladığınız hedefleriniz neler?

    Başarı çok uzağınızda değil; aslında çok yakınınızda. Sadece onunla iyi geçinmeyi öğrenmelisiniz. Hayat her gün sizlere yeni bir şey öğretebilir. Ancak başarı daha mecazidir. Onu yakalamanız an meselesidir. Burada dikkat edilmesi gereken konu biraz şans. Şansınız yaver giderse başarıyı herkesle paylaşabilirsiniz. O yüzden çok başarılı ve yetenekli müzisyenler çok yakınınızda oturuyor olabilir. Yapmanız gereken tek şey ona bir şans vermek. Hedefim şu an için New World adlı Electronic Pop & EDM albümümü piyasaya çıkarmak. Bu benim şimdiye kadar yaptığım en önemli albüm diyebilirim.

    DJ Olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

    Baba mesleği; inşaat mühendisliğine devam ederdim sanırım. Ancak içimde hep çocukluk hayalim olan “astronotluk” vardı. Uzaya karşı hala ilgim sonsuz. Nasa’yı sürekli takip ediyorum. Gezegenler arası yolculuğa ulaşma seviyemiz muamma, ancak bir gün onun da olacağına inanıyorum.

    Hayatımın kırılma noktası dediğiniz bir olay var mı ?

    Hayatımın en önemli günleri MTV Burn DJ’lik yarışması 2004

    Miller Master DJ lik yarışması 2004

    Malta MTV DJ Shakedown DJ Contest 2005

    Kral TV Müzik Ödülleri 2011 ve 2012

    Katıldığınız MTV World DJ’lik yarışması süreci nasıl gelişti?

    O dönemlerde Dream TV2’de DJ’lik yarışmasının etaplarındaki Ankara ve Eskişehir yarışmacılarını izliyordum. Hemen stüdyoya gidip yeni bir set kaydettim ve MTV’ye yolladım. Demo ile yarışmaya katılmaya hak kazandım ve Sirkeci Hammam’da muhteşem bir gecede sahne aldım. Benim için çok önemliydi. Çünkü İstanbul Boğazı’na karşı kurulmuş bir DJ kabini, yerli ve yabancı basın karşısında çok farklı bir set up yapmanız gerekliydi. O dönem yarışmada sadece plak kullanılıyordu. Hip-hop ile başladığım için farklı bir entegrasyon gerçekleştirdim. House çalarken hip-hop plakları üzerindeki fxleri kullandım. Kısa sürede house şarkılarımın geçişlerini eksiksiz tamamladım ve sonuçta kazananı açıkladıklarında benim için yeni bir sayfa baslamış oldu.

    Geçmişten gelen unutulmaz şarkıları günümüzle harmanlıyorsunuz bu konuda markalaştığınızı düşünüyor musunuz?

    Eski şarkıları günümüze kazandırmaya başladığımda ilk önce çok tepkiler aldım. Halbuki remix yaparken en çok dikkat ettiğim şey onların ruhundan uzaklaşmamaktı. Daha sonra proje çok sevildi ve yediden yetmişe herkesi dans ettirmeye başladı. İlk “feat” kelimesini kullandığımda bile çok tepkiler almıştım. Hatta bir dönem “Burak Yeter Düet Ajda Pekkan” diye yazılar yazılıyordu. Günümüze geldiğimizde “feat” kelimesi artık olmazsa olmazlardan diyebilirim. Markalaşma konusunda Burak Yeter TV, Burak Yeter Wallpaper, Burak Yeter Shop sayfalarımızı sürekli kontrol ediyoruz. Gittiğimiz her yerde hayranlarımızla sohbet edip eksik yönlerimizi bir araya geldiğimizde tartışıyoruz. Connection Records adında güçlü ve profesyonel bir ekibimiz var. Markalaşma yolunda onların fikirleri benim için çok önemli.

    Sizde yeri çok ayrı olan bir çalışma var mı?

    Burak Yeter Ft. Sezen Aksu – Tükeneceğiz benim için çok ayrı bir çalışma. O şarkıyı Almanya’da turneye başladığım günlerde yapmıştım ve yolda belki de yüz kere ard arda dinlemişimdir. Nedenini bilmiyorum, ancak benim için çok önemli bir çalışma olduğunu söyleyebilirim.

    Yaptığınız işte hayal gücü çok önemli. Bir eser elinize geldiği zaman onu değiştirmeye çalışırken nelere dikkat ediyorsunuz?

    Her şarkı bir “öz”dür, bir “tümevarım”dır. Ondan uzaklaştığınız zaman ondan kopmuş olursunuz. Önce onun ruhunu anlamaya çalışırım. Ona dokunurken çok dikkat ederim. Amacım ona bir tuğla koymak değil; sadece günümüz soundu ile harmanlayıp müzikseverlerin beğenisine sunmak.

    İstanbul’da bir DJ’lik okulunuz bulunuyor, katılımcılar sizden neler öğreniyor?

    Şu an Connection Records DJ Okulu İstanbul’da faaliyet vermekte. Aynı DJ okulu projemiz Amsterdam’da başladı. Hollandaca ve İngilizce eğitimler veriliyor. Türkiye’de 2500’e yakın sertifikalı öğrenci yetiştirdik. Bunların çoğu aktif olarak DJ’liğe devam ediyor. Katılımcılarımıza House müziğin tarihinden tutun, teknik anlamda her türlü bilgiyi veriyoruz. Her şeyi sıfırdan öğretiyoruz. Açıkcası bize gelen öğrencinin hiçbir şey bilmemesi işimizi daha da kolaylaştırıyor.

    Oldukça renkli sahne performanslarına imza atıyorsunuz. Ajda Pekkan ile birlikte vinçte geldiğiniz Kuruçeşme konseriniz oldukça ses getirmişti. Bu tarz projeleriniz var mı?

    Ajda Hanım ile gerçekleştirdiğimiz showu unutmak mümkün değil. Farklı projelere zaman buldukça yoğunlaşıyorum. Sanatçılar ile olan aranjelere, mix ve masteringlere devam ediyorum. Şu an yaklaşık on dört ayrı sanatçının müziklerini düzenliyorum. Tabii bu işin mutfak kısmı. Benim daha çok keyif aldığım yer stüdyolardır.

    Başarılarını takdir ettiğiniz ve beğendiğiniz DJ’ler kimler?

    Armin van Buuren, Hardwell, SHM, Calvin Harris, Tiesto, David Guetta beğendiğim ve takdir ettiğim DJ ve produktörlerdir.

    Yoğun bir hayat temponuz var. Özel hayatınız nasıl şekilleniyor?

    Zaman buldukça uyuyorum desem gülebilirsiniz. Günün her saati müzik diyen biri olarak bazen en güzel müzik sessizliktir diyebilirim.

    Geleceğe yönelik hedefleriniz arasında neler var öğrenebilir miyiz?

    İlk olarak yeni albümüm New World’u piyasaya çıkarmak ve DJ okulu zincirini genişletmek. Bu süre zarfı içinde sanatçılarımla olan işlerime devam ediyorum. Gittiğim ve gezdiğim yerlerde çeşitli isimlerle “feat”ler gerçekleştirmeye devam ediyorum. Amacım 2015’te yepyeni bir Burak Yeter ile müzikseverlerin karşısına çıkmak.

    Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

    Tüm MAG dergisi çalışanlarına teşekkür ediyorum.

    Leave a Reply