Aşk Sipariş Almaz Ansızın Seni Bulur


Demet Cengiz

    Görevine atandığı zamandan bu yana Türk-İsrail ilişkilerini güçlendirmek için yaptığı çalışmalarla tanınan, İsrail Ankara Maslahatgüzarı Amira Oron samimi cevaplarıyla iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendiriyor…

     

    Amira Oron’u kısaca tanıyabilir miyiz?

     

    Ben bir diplomatım. 26 yıl önce MFA’ya katıldım, o zamandan bu zamana da Arap ve İslam dünyasında uzmanlaştım. İslam ve Orta Doğu tarihinde BA ve MA derecelerim var. Akıcı bir Arapça konuşuyorum.

     

    Türkiye ile İsrail’in ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    2.5 yıl önce, Ankara’daki İsrail Büyükelçiliği’nin başındaki görevime atandım. İsrail-Türk ilişkilerini yeniden başlatma çabalarının bir parçası olmak büyük ve heyecan verici bir görevdi. Bu süreç boyunca, ilişkilerimin geliştirilmesi için yol ve atmosferi hazırlama görevine tüm kalbimle başladım. Bu kalpleri ve karşılıklı iyi niyeti hazırlamak ve herhangi bir hatadan kaçınmak demektir. Elçilik, ben ve çalışanlarımız, siyasi ilişkileri desteklemek için Türkiye’deki pek çok sektörde çalıştık. Gazeteciler, iş adamları, akademisyenler, genç girişimciler, sanat insanları gibi harika birçok ortakla çalışma fırsatım oldu. Her iki ülkenin de çıkarlarının kolayca örtüşebileceği birçok iş birliği çemberine sahip olduğumuzu anladık. Bu, geçmişin uzun ilişkileri, kültürel benzerlikleri, Yahudiler ile Türkler’in ilgi çekici ve uzun tarihi sayesinde güçlenmektedir.

     

    Nasıl geliştirilebilir?

    İlişkilerin bu geniş potansiyeli, odağımızı kültürel ve ekonomik iş birliği üzerinde durarak daha da geliştirilebilir. “Kültürel” derken, aynı zamanda bilim ve akademiyi de kast ediyorum.Ekonomi alanı zaten verimli ancak, biz yıllık ticaret hacmimizi 5 milyar dolardan 8 milyar dolara çıkarmak için daha fazlasını yapabiliriz. Coğrafik yakınlığımız, farklı anlaşmalar (çifte vergilendirmenin, serbest ticaretin, yatırımların ve diğerlerinin korunması) gibi ticaret mekanizmalarına ve her iki ülkenin iş dünyasının birbirine aşina olması gerçeğine sahibiz.

     

    Kültürlerimiz arasında ne gibi benzerlikler var?

     

    Türk ve İsrail kültürleri birçok benzerliğe sahiptir. Çünkü, her şeyden önce, Akdenizliyiz; insanlara karşı aynı tutumları paylaşıyoruz, sıcak, güler yüzlü, duygusal ve misafirperver ilişkiler kuruyoruz, ailelerimizi seviyoruz ve onlara çok bağlıyız.Benzer yiyecekler yiyoruz, aynı müziği seviyoruz (Türk müziği), aynı şarkıcıları dinleyip, aynı televizyon dizilerini izliyoruz. Örneğin; Yasmin Levy ve Riff Cohen gibi İsrailli şarkıcılar Türkiye’de çok popüler.Bu benzerlikler, her iki ülkenin sanatçılarının festivallerde ve sanat etkinliklerinde büyük başarıyla, mükemmel izlenimlerle izleyicilerle buluşmalarını kolaylaştırıyor. İki yıl önce, İsrail kültürü ayını Ankara’da ARTISRAEL olarak başlatmıştım ve İsrail sanatını Türk kamuoyuna olumlu şekilde yansıttığımızı gördükçe mutlu oluyoruz.

     

    Türkiye’nin en çok nelerini seviyorsunuz?

    Görevime Türkiye’de aday gösterildiğimde, yalnızca bir ülkeye değil zengin bir medeniyete de gönderildiğimi biliyordum. Bu medeniyete hayranım, Türkiye’nin çok güzel yönlerini buldum. Türkiye çok güzel gerçek bir açık müze. Türkiye’yi, Türk halkını seviyorum ve Ankara’da yaşamaktan hoşlanıyorum. Aslında, bana memleketim olan Kudüs’ü hatırlatıyor; her iki ülkenin havası da çok güzel, her ikisi de dağların üzerine kurulu ve muhteşem yazlara sahip. Türkler’in Ankara üzerinde bazı esprileri var, bizde de Kudüs için aynısı var. Eymir Gölü’nü seviyorum, bisikletimle gölün çevresini dolaşıyorum.

     

    Ekonomik ilişkilerimizi ve ticareti nasıl geliştirebiliriz?

    Ekonomi alanında, üst düzey temsilciliklerin karşılıklı ziyaretleriyle haritalama çalışmaları yapmaya başladık. Bunların önemli bir tanesi Mehmet Büyükekşi başkanlığındaki TİM idi. Bizler enerji alanında, nakliye, yenilikçilik, ticaret, siber güvenlik ve üçüncü ülkelerle olan karşılıklı yatırımlar konusunda çok şey yapabileceğimizi gördük. Ticari topluluklar tarafından imzalanacak sözleşmeler sayesinde daha fazla heyet ve daha fazla karşılıklı ticaret görüyor olacağımıza inanıyoruz. Enerji alanında İsrail gazının Türkiye’ye ihracı için hem hükümet hem de özel sektör düzeyinde bir miktar ilerleme kaydedildi.

     

    Peki turizm nasıl geliştirilebilir? Bildiğimiz kadarıyla İsrail’e günlük uçuş sayısı oldukça arttı…

     

    Turizm, bence çok önemli bir sektör. Çünkü, her iki ülkeden de doğrudan ve somut bir şekilde buluşmak için her iki ülkeyi ve çok sayıda insanı bir araya getiren tek ekonomik sektör turizm…Türkiye’de bir İsrail ailesi için iyi bir tatil, Türkiye’nin imajı ve İsrail-Türk ilişkilerini desteklemek için çok önemli olabilir. Aynı şekilde, bir Türk ailesinin İsrail’e ziyareti de… Bu tatiller, kötü imajların ve yanlış algıların silinmesine yardımcı olabilir. Turizm Bakanı Avcı’nın İsrail’e ziyareti bu açıdan güzel bir başlangıçtı. Bakan Avcı’nın İsrail’in Uluslararası Turizm Fuarı’nda Türk köşkünü açması ve bu ziyareti İsrail’de çok olumlu karşılandı.Yukarıda da belirttiğim gibi, İsrail ve Türkiye coğrafi yakınlığın, turizm endüstrisini destekleyen kültürel benzerliklerin tadını çıkarıyor. Birçok İsrailli, yıllar boyunca Türkiye’de neşeli tatiller geçirdi. Sanırım üç İsrailliden en az bir tanesi şu ana kadar Antalya ve İstanbul’u ziyaret etti. Bu şehirler İsrailli turistler için en uygun yerlerden bazıları… Geçtiğimiz günlerde turizm güvenliği konusundaki karşılıklı anlayışı güçlendirmek için Antalya Valisi Karaloğlu İsrail’de ağırlandı.Türkiye’yi ziyaret eden İsraillilerin sayısının ise, her sene arttığını görmekteyiz. Türkiye, İsrailliler tarafından 2014’te 188.000, 2015’te 224.000 ve geçen yıl 293.000 kez ziyaret edildi. 

    TÜGİAD tarafından “Tel Aviv Start-up Challenge”a katılmak üzere bir heyet gönderildi. Verimli geçen bu turu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bu turda start-up sektörüne ve start-up ​​ekosistemine odaklanırken aynı zamanda fikirlerimizi ve uzmanlıklarımızı da paylaştık. Ziyaret, çok iyi izlenimler bıraktı ve çok başarılı oldu.

    Leave a Reply