İnsanız Ayıbı Yok

    İnsanlara kendilerinin oldukları gibi, her halleriyle değerli olduğuklarını anlatmak isteyen ve bunun yolunun, kendini kabul edip sevmekten geçtiğini anlatan Aret Vartanyan, son projelerini bizlerle paylaşırken Ankaralı okurlara da sürprizini açıklıyor…

    Kitaplarınızla okurlarınıza iletmek istediğiniz mesaj ne oluyor genellikle?

    Onlar, her insan gibi oldukları gibi değerli, özel ve sevilmeyi hak ediyorlar. Mevcut koşullarımıza, seçimlerimize bakmadan şunu bilmeliyiz ki; yüreğimizdekileri gerçek kılmak mümkün. Aşk’tan kariyere yaşamın her kulvarında… Bunun nasıl olacağına dair anahtarları paylaşırken binlerce insanla yaptığım çalışmaların gerçek kesitlerini de kullanıyorum. Son kitabıma gelince; zengin, fakir, yaşlı, genç, şişman, zayıf, Müslüman, Hristiyan, inanmayan, yalnız, evli, boşanmış, oralı, buralı olmak ayıp değil. Sıfatları artırabilirsiniz. Her insan, olduğu gibi değerli ve sevilmeyi hak eder.

    Son çıkan, “İnsanız Ayıbı Yok” adlı kitabınızda neyi anlatıyorsunuz?

    Ben insanlarla sohbet etmek istedim. Birebir, özel… O yüzden an be an benim tarafımda yazarken yaşananları paylaştım. Kahvem bittiğinde yazdım, masama geri geldiğimde onu da yazdım. Kesintisiz bir sohbet yaşadık. Araya sıkıştırdığım hikayeler ise, 1976 insanın gerçek hikayesinden harmanlandı. O yüzden ben yazarken masamın karşısındaki koltuğa oturttuğum okur, okurken kendinden, hayatındaki insanlardan, çevresinden çok şey buluyor. Kitabı okuyanların yorumları da bunu doğruluyor.

    En büyük ayıp; insanın, sadece beklenen, istenilen insan olarak kendinden vazgeçmesidir. Öz’den koparak, ‘mana’dan ayrılıp maddeye teslim olmasıdır. Ailenin istediği çocuk, sonra okulun istediği çocuk, mahallenin istediği, sevgilinin istediği, peki ben neredeyim? Ben kimim? Binlerce insanla gerçekleştirdiğim çalışmalara dayanarak söylüyorum ki; sosyo ekonomik yapıdan bağımsız olarak temelde bir değersizlik sorunu yaşıyoruz. Sevilmek, beğenilmek için sürekli bir şeyler yapmak, şekilden şekile girmek gerekiyormuş gibi… Sevilmek, önemli olmak için çırpınıyoruz. Değerli olmak ve ben gibi yaşamak, benim gözümde Yaradan’a ibadet. Sürekli bir şeyin altını çiziyorum; seni sevenler, olduğun gibi severler. Her şeyimizi dışarıdan gelen yorumlara göre değerlendiriyoruz. Zenginliğin, ünün, yönetici olman, fiziğin, kimliklerin için seni sevenler sabun köpüğü. Bunu şöyle de bağlayabilirim; ben kendimi olduğum gibi sevemiyorken başkaları beni nasıl olduğum gibi sevecek? Bu çok ayıp değil mi?
    Gökhan yıllar önce televizyon programıma konuk olarak gelmişti. İlk tanışıklığımız böyle başladı. Ardından bir üniversite turunda beraberdik ve biraz daha sohbet ettik. Olduğu gibi olan, samimi, iyi bir insan. Zaten şarkılarını yıllardır dinliyorum. Bir dost sohbetinde birlikte bir şey yapmayı önerdiğimde, “İnsanız Ayıbı Yok” gündeme geldi. Şarkı, onun söz yazarı Ozan Turgut’un kardeşi Melike Turgut için yapılmıştı. Orada bir hayal vardı; Melike için bir orman yaratmak. Ardından birlikte yola çıktık, projeyi genişlettik, bir sembole dönüştürdük, sessizliğin ses vermesi dedik. Kitabın arka kapağına da bu ifadenin anlamını taşıdım. Bir milyon ağaç, bir milyon kitap, yüz bin gülümseyen insan… Yüz bin gülümseyen insan projenin ormanla kalmayacağını anlatıyor. Onkoloji servislerinden, şiddet gören kadınlara, çocuk gelinlere kadar geniş bir çerçevede devam edeceğim. Diğer çalışmalarım da bu projeleri destekleyecek.

    Aret Vartanyan’ın hataları ya da eksik yönleri nelerdir?

    Farkında olduğum, olmadığım hatalarım elbette var. Ancak ben hatalarımı seviyorum. Bugüne kadar, şu yaşıma ve anıma kadar ne yaşandıysa hepsinin arkasındayım, hepsi ‘ben’im, hepsi benim. İnsanlara da bunu söylüyorum; hata yapmaktan korkmayın, hata yapmanız yaşadığınızı gösterir. Önemli olan, gerekli dersleri çıkartmak ve asla yeni şeyler deneme cesaretini kaybetmemek. En önemli şey ise; eksilerinle artılarınla, yanlışlarınla, doğrularınla kendini bütün olarak sevebilmek. Sonrasında değiştirmek istediklerini değiştirirsin, değiştiremezsin önemli değil, sen olduğun gibi bir bütünsün. Ben kendimi olduğum gibi, hatalarımla, eksiklerimle, yanlışlarımla seviyorum ve takılmıyorum. Çünkü, yüreğindekileri gerçek kılabilen insan bu dünyaya değer katıyor. Dünyayı bu hale getirenler; kalıplara, şablonlara takılanlar…

    Yaşam felsefeniz nedir?

    Yaşam felsefem; bir yaşam felsefemin olmaması. Her şey, her an değişirken ve akarken sabitlenmek çok anlamsız…

    Yaşam Atölyesi’nde neler oluyor peki şu an?

    İlk haber; Ankara’da da açılıyor! Kadir Has Üniversitesi ile birlikte geliştirdiğimiz danışmanlık programı, her alandan profesyonellere alanlarında veya istedikleri bir alanda danışman olma fırsatını veriyor. Her dönem 15 kişi kabul ediliyor ve 6 ay sürüyor. Mezunlarımıza, tüm pazarlama iletişimi, network ve iş kurma süreçlerinde de tam destek oluyoruz. Atölyemizde sürekli olarak onların workshoplarını da açıyoruz. İstanbul’da 14. dönem, Kıbrıs ve Bursa’da 2. dönem ve Ankara’da ilk dönem açılıyor.

    Kişisel dönüşüm tarafında ben her iki ayda bir 10 kişilik butik bir sınıf açıyorum. Birlikte gerçekten somut değişimi ve sorunların çözümünü getiren bir süreç yaşıyoruz.

    Asıl zamanımı ise; karşımdaki insan ile bütünleştiğim, el ele yürüdüğüm özel seanslara ayırıyorum.

    Atölyeye olan ilgiden memnun musunuz?

    Tabii ki memnunum; şu ana kadar 2 milyon üyemiz, 300 binden fazla katılımcımız olmuş. Bundan daha önemlisi ise, ortaya çıkan sonuçlar…

    Yakın dönemde gerçekleştirmeyi planladığınız yeni projeleriniz var mı?
    İnsanız Ayıbı Yok gösterisini başlatacağız ve ardından yeniden ekranlara dönmeyi planlıyorum. Bu süreçte odaklanacağım yeni alan ise, sinema olacak. Sanırım, sıra dışı bir sinema filmi yapma zamanı geldi.

    Leave a Reply