Başkalarının Eskilerini Çıkartıp Kendi Yenilerinizi Giyinmeye Hazır Olun

İç Hastalıkları Uzmanlığının ardından kendisini bulmak üzere çıktığı farkındalık yolculuğu sırasında aldığı eğitimlerle Kişisel Dönüşüm Eğitmeni ve Yazar olduğunu keşfeden Erkan Sarıyıldız ile kişisel gelişim, farkındalık ve son kitabı Ayak İzlerim hakkında konuştuk.

Kendinizi tanıtır mısınız?
1970 yılında Adana’da doğmuş; çok başarılı geçen bir eğitim hayatı sonrasında İç Hastalıkları Uzmanı olarak doktorluğunu sürdüren, Türk Sanat Müziği ile solist ve udi olarak haşır neşir olan, evli ve bir kızı olan birisiyim diye sıradan bir kendimi tanıtımla başlayayım sizlere. Gerçekten de otuzlu yaşların ortalarına kadar kendimi bu kimliklerin içinde tanımlıyorken; hayatın anlamını sorgulama ve içimdeki gerçek bana ulaşmaya doğru çıktığım yolculukta bu Erkan kimlikleri arasına, Yazarlık ve Kişisel Dönüşüm Eğitmenliği sıfatlarının eklendiğini şaşkınlıkla izliyorum. Bana çok değil, beş sene önce bu alanların hayatıma dahil olacağını söyleseler şaka yapıyorlar herhalde diyecek iken şimdi tam hayatımın merkezine bu kimliklerimi de yerleştirdim.

Hem bir yazar hem de bir hekim olarak sizi diğer kimselerden ayıran özellikleriniz nelerdir?
Hayatı hiçbir zaman bize anlatıldığı şekilde görmek ve hissetmek istemedim. Hep daha fazlası, hep görünenin ötesinde başka gizemler taşıdığına dair inanışım vardı. O yüzden, seneler boyu eğitimini aldığım batı tıbbının tıkandığı alanların ötesini tamamlamak ihtiyacı duydum. Sadece fizik beden olmadığımızı, insanın çok kompleks bir enerji varlık olduğunu biliyorum. O yüzden, tıp uygulamalarımda hem fizik hem de algılarımızın ötesinde varolan enerji bedenimizin bütünsel bir bakışla şifalanacağına inanıyorum. Yazar olarak, eserlerimde insanın farkındalık yolculuğuna rehber olmak için tüm kurguların altına bu amaca yönelik ipuçları yerleştirdim. Kitaplarımın hepsinin yazım dili, kurgusu, söylemleri; hepsini başka bir yazar yazmışçasına kendini tekrarlamayan, farklı bir yapı içinde oluştu. Özellikle kolay okunması ve sonunu merak edercesine gizemle örülü kurgular içermesi de diğer özendiğim konular.

Gerek iş hayatınızda gerek özel yaşamınızda vazgeçemediğiniz prensipleriniz nelerdir?
Benim hayatımda kendime her zaman sorduğum birkaç soru var. Elimden gelenin en iyisini yaptım mı ve bu olaydan alacağım dersi cebime koydum mu? Bu soruların cevabı evet olmalı; yoksa bunun evet diyene kadar üzerinde dururum. Ayrıca pişmanlık duymadan yaşamaya ve hayatı ötelemeden her şeyi zamanında yapmaya özen gösteririm.

Aslında Tıp Fakültesi mezunusunuz. Kitap yazma fikri nasıl doğdu?
Tıp Doktoru kimliğimin ardından kendi dönüşümümün bana kattıklarının başkalarına faydalı olacağını düşündüğümden, son zamanlarda çok moda olduğu üzere bir blog açtım öncelikle. Erkan Sarıyıldız ile Hayata Dair adındaki blogumda, sırf kendime söz verdiğim için her gün bir adet yazı yazarak yüzlerce yazı biriktirdim. Yazılar yavaş yavaş duyuldu ve belirli bir takipçi kitlesine ulaştı. Bunun ardından sadece sanal ortamda değil, maddesel yapıya bürünmüş eserlerin de ortaya çıkma zamanının geldiğine karar verdim ve ilk romanım ortaya çıktı

İlk kitabınız, ‘Kendime Doğuşumun Güncesi’ nasıl ortaya çıktı?
Daha önce de belirttiğim gibi bloggerdan yazara dönüşümümün ilk habercisi “Kendime Doğuşumun Güncesi” ortaya çıktı. Ben kendimin gerçeğini bulma süreci sırasında yaşadıklarımı başka bir kahramana yükleyerek, bir roman kurgusunda ortaya dökünce, birçok insanın zihninde bu yolculuğun istenirse başarılabilir bir süreç olduğuna dair bir izlenim yaratmak istedim.

Kitaplarınızın içerikleri hakkında bilgi verir misiniz?
Kitap yazarken ilk eserlerimde Kişisel Dönüşüm rehberliğimi didaktik eserler üretmek yerine, kahramanların hayatlarındaki kazanımlar yoluyla sunmanın daha doğru olduğunu düşünüyordum. O yüzden ardı ardına eserler ürettim. İlk kitabım Kendime Doğuşumun Güncesi; fazla kişisel bir serüven alt başlığıyla bir kendini bulma, kendine doğma hikayesini içermekteydi. İkinci kitabım Simurg’un Gözyaşları; efsanevi bir kuş olan ve dönüşümün simgesi olan Simurg kuşunun paydasında dört ayrı zaman dilimi ve dört ayrı kahramanla dönüşüm ve affetme üzerine bir roman. Bu romanımda çeşitli dörtlükler ve değişik edebi yönelimleri harmanlayarak, romancılık alanında ben de varımı insanlara söyledim. Yazma aşkım artık önü alınamaz hale geldi ve sürekli yeni eserler üretmeye devam ettim. Üçüncü kitabım Geçit; yazdığım en değişik romandır. Z ülkesi denilen ve hayal kurmanın yasak olduğu sanal bir ülkede geçen romanım aslında altyazısında ciddi bir toplumsal eleştiri ve düzene başkaldırı içermekteydi. Dördüncü kitabım Kırkıncı Tohum; tasavvuf ve gizemin iç içe harmanlandığı bir öykü içermektedir. Bu romanımda daha önce denemediğim bir tarzda tasavvuf şiirleri ve eski yazın stilleri kullandım.

Son kitabınız Ayak İzlerim’den bahseder misiniz?
Ayak izlerim; artık söylemek istediklerimi direkt olarak söylemenin zamanının geldiğini farkettiğim anda ortaya çıktı. İnsanlar, eğitimime katılanlar ve okuyucularım artık bu dönüşüm sürecine yardımcı ve rehber olabilecek bir kitap yazmam gerektiğini söylüyorlardı. Gerçekten de insan “Farkındalık Yolculuğu” dediğim, yaşamın gerçeklerinin bilincine vararak yaşamak üzere çıkılan yolda, iyi bir rehbere ihtiyaç duyuyor. Her yerde doğru rehbere ulaşmak mümkün olamadığı için başucu kitabı olarak bu süreçlerine yardımcı olmayı hedefleyen bir kitap olarak planladım. Kitabımda; insanın gerçek yapısı, yaşamın gizemi, farkındalığa ulaşma yolları, ilişkilerde ideali yakalamak, iyi bir aile yapısı oluşturmak üzere birçok ipucu kolay okunur bir şekilde kurgulandı. Her bölümün sonunda da Ayak İzlerim denilen konu ile ilgili köşebaşı bilgiler yerleştirildi. Kitabımın okuyuculara doğru mesajlarla ulaştığının ilk kanıtı ise neokur.com’un yaptığı “Okuyucu Ödülleri” nde Kişisel Gelişim kategorisinde birinciliğe layık görülmesi oldu.

Kitap için söyleminiz çok çekici, “Başkalarının eskilerini çıkarıp kendi yenilerinizi giyinmeye hazır mısınız?” bunu biraz açabilir misiniz, insanın gerçek kişiliğini bulması nasıl bir süreç?
Bizler, kendimizi bildiğimiz andan itibaren yüklenmiş kimlikler içinde orijinal halimizden uzaklaşmış bir şekilde yaşatılmaya uğraşılıyoruz. Ben buna toplumsal evcilleştirme diyorum. Toplum, aile, kurallar bizi kendi halimizden uzaklaştırıp olmalılıklar içinde tutmaya çalışıyor. Bu şekilde yaşayıp şartları yerine getirmeye çalışarak bu dünyadan göçüp gidiyoruz. Ben ise bize yüklenmiş roller, görev tanımları içinde kalmak yerine kendi doğal yapımızın farkına varıp hayatımızı gerçek BEN’in rehberliğinde yeniden yapılanmak gerekliliğini savunuyorum. Bu dediklerim kolay süreçler olmasa da kazanımımız kendi imzamızı attığımız bir hayat olacağı için mücadeleye değer.

Kişisel gelişim ile ilgili yaptığınız çalışmalarınız nelerdir?
Kişisel gelişim ile ilgili olarak ismini ilk kitabımdan alan Kendine Doğuş Atölyesi’ni kurdum. Bu atölyede kişileri standard insan yapılarından alıp farkındalıklı insana dönüştüren bir yolculuğa çıkarıyorum. Bunun dışında, bireysel farkındalık ve spiritüel derinleşme çalışmaları, bireysel yaşam desteği, theta healing ile kök inanış temizliği ve kilo verme çalışması, deeksha enerji aktarımı, başarı ve konsantrasyon çalışmaları çiftlerle ilişki farkındalığı çalışmaları yapıyorum. Bunların dışında kurumsal eğitim programları da uyguluyorum.

Kitaplarınızı yazarken uzman kimliğinizi dışırıda mı bırakıyorsunuz?
Ben insanın tek bir kimlikten oluştuğuna inanmıyorum. İçimizde onlarca farklı kimliği barındırıyoruz. Benim uzman kimliğim ve yazar kimliğim tamamen birbirinden farklı iki ayrı alanım. Hepsi kendi gerçekliğinde tam ve bütünler.

Kitaplarınızı diğer kişisel gelişim kitaplarından ayıran özellikler nelerdir?
Ayak İzlerim, benim bu yolculukta ulaştığım sentezi sunduğum bir kitap. İçinde bir çok bilgi, deneyim ve metod harmanlanmış halde bulunuyor. En önemli özelliği de mecbur bırakmadan ve açık kapı bırakmadan her an ulaşmak isteyeceğiniz bir yerde tutulması gereken, başucu kitabı denilecek tarzda bir kitap olması. Kitabı çizerek okuyan bir okuyucu için her satır altı çizilmeye değer nitelikte. Ben bile zaman zaman yatmadan açıp bir bölümü okuyarak kendime hatırlatmalarda bulunuyorum.

Son olarak geleceğe yönelik planlarınız nelerdir? Bir kitap daha gelebilir mi?
Geleceğe ait planlar sonsuz sayıda. Yazma artık benim kanıma girdi ve sürekli bir şeyler üretme peşindeyim. Şu anda hali hazırda biri bitmiş üç tanesi de kurgulanmış dört kitabım var. Daha onlarcası da zihnimde kurgulanmayı bekliyor. Bunun dışında daha büyük kitle eğitimlerine ve kendime ait televizyon programına ait tasarım aşamasında bir çok konu zamanını bekliyor. Yani üretmeye ve ışık olmaya devam..

Leave a Reply